TİYATRO VE TOPLUMUMUZ - Prof. Dr. Özdemir NUTKU

Türk halkı sanata açık, ama ne yazık ki sanatı, genellikle, medyanın yönlendirdiği popülist yaklaşımla değerlendirebiliyor. Sanatı seven gerçek aydınların değerlendirmeleri, bu popülist yaklaşım tarafından gölgeleniyor. Bunun bir nedeni, halkımızın çoğunluğunda ailelerin sanatı ve özellikle de tiyatroyu bir gereksinim olarak görmemeleri. Halkın çoğunluğu sanatı, daha çok bir eğlence aracı olarak kabul ediyor. Ülkemizde felsefenin ve felsefi ortamın geri planda kalmasından dolayı ciddi, düşünceye yönelik oyunlardan pek hoşlanmıyor. Varsa yoksa eğlencelik kabilinden oyunlar. Sağ olsun, görsel medyanın büyük bir kısmı da buna çanak tutuyor. Bir başka neden de, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde, Atatürk sayesinde, sanatın toplum için hayati değer taşıdığı anlayışı egemendi; oysa bugün bu anlayıştan uzaklaşıldığı gibi, yönetici kadroların bu konuda nasır bağlamış olmaları, hantal ve hastalıklı bir toplum yaratmalarına neden olmuştur. Bilindiği gibi, günümüzde hiçbir siyasal parti, programında, sanata ilişkin doğru dürüst bir proje üretmemiştir. Ülkeyi yönetenlerin, halkın hayati gereksinimlerinden biri olan sanatsal yaşama, mutlaka bir katkısı olmak zorundadır. 
Büyük kentler dışında, tiyatro açısından yoksul olan yüzlerce Anadolu kenti, tiyatroyu yalnızca turne yapan topluluklarla tanıyor. Bunların bir bölümü, kendi yağlarıyla kavrulmaya çalışıyor, amatörce girişimlerde bulunuyor; ama büyük bir bölümü ise gerçek tiyatroyu hiç yaşamamış durumda. Türk halkının tiyatroya nasıl baktığı belli; çoğunluğu hiç bakmıyor bile!

  Atatürk Antlaya'da Aspendos Antik Tiyatrosu'nu incelerken. 9 Mart 1930

Atatürk Antlaya'da Aspendos Antik Tiyatrosu'nu incelerken. 9 Mart 1930