OYUNCU ADAYLARI SERTİFİKALARINI ALDI

TİYATROHANE & EGESEM işbirliğiyle gerçekleştiren oyunculuk eğitimlerini başarıyla tamamlayan öğrenciler Konak Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşen bir etkinlikle sertifikalarını teslim aldı. Geçtiğimiz sene boyunca derslere gelen ve sene sonunda sınava girerek belgelerini almaya hak eden öğrencilerle bu sezon için yapılması planlanan projeleri konuşan Tiyatrohane yetkilileri yeni sezonda yine İzmir’in sanat hayatına katkıda bulunmaya devam edecek.

TİYATROHANE SERTİFİKA.jpg

Gecede, Tiyatrohane halka ilişkiler sorumlusu Melike Çerçioğlu Bilgiç’in yaptığı sunumda, eğitimi bitiren öğrenciler için yeni yol haritaları aktarıldı. Tiyatrohane kurucusu Erk Bilgiç ve eğitmenlerden Uzm. Başak Fındıkçıoğlu ve Öğr. Gör. Erdem Erem kendi alanlarındaki yol planlarından bahsettiler.

Yeni sezon için bilgi veren Melike Bilgiç “Tiyatrohane bünyesinde sürekli öğrenme fikrini gerçek anlamda hayata geçirmeyi başardığımız için çok heyecanlı ve mutluyuz. Her sene yeni gelen yüzlerce öğrencinin yanı sıra geçmiş eğitimlerden sonra bizlerle devam eden oyuncu adayları ile omuz omuza yürüyoruz. Temel Oyunculuk Eğitimi programını 8 ayın sonunda başarıyla bitiren öğrencilerimiz, sonrasında birden çok farklı program ve topluluk ile bizlerle yürümeye devam ediyor ve Tiyatrohane ailesinin bir parçası oluyor. Bu sene de geçtiğimiz senelerde olduğu gibi “Tiyatrohane Oyuncuları” isimli metinli tiyatro topluluğumuza, “Doğaçhane” isimli doğaçlama tiyatro topluluğumuza yeni oyuncu adayları yetiştirirken bir yandan da 2. Seviye dediğimiz eğitimlerle kuramsal çalışmalara devam eden bir sınıf daha açıyoruz. Moique Masisus eşliğinde açılacak olan Fiziksel Tiyatro ile dans ve hareket üzerine çalışacak az sayıda kontenjanlı sınıfımız bu sene Tiyatrohane bünyesinde yer alacak.

Yeni sezon kayıtlarının da başladığını ve sınıflarının hızla dolduğunu belirten Bilgiç, bu sene için “Temel Oyunculuk Eğitimi”, “Oyunculuk Yetenek Sınavlarına Hazırlık Eğitimi”, “Doğaçlama Tiyatro Eğitimi” ve “Çocuklar İçin Yaratıcı Drama” isimli programlarını açacaklarını belirtti. Geçtiğimiz senelerde olduğu gibi eğitmen kadrosunun aynı devam ettiğinin altını çizen Bilgiç, eğitmenlerinin de ailelerinin bir parçası olduğunu belirtti. Sene boyunca derslere girecek olan eğitmenler şu şekilde; Erk Bilgiç, Zeynep Nutku, Ece Erişti oyunculuk derslerinde, Başak Fındıkçıoğlu - Erdem Erem doğaçlama derslerinde ve Monique Masius dans-hareket derslerinde öğrencilere eşlik edecek. Katılımcıların Ege Üniversitesi Sürekli Eğitimi Merkezi iş birliğiyle açılacak eğitimler için Tiyatrohane’nin telefonlarından bilgi alabileceklerini belirtti.

Doğaçlama Üzerine - Prof. Dr. Özdemir Nuktu

Tulûat Üzerine Notlardan Biri

Her şeyden önce, tulûat sanatçılarının çevrelerinde olup bitene, dünyadaki insan ve toplum ilişkilerine, siyasal gelişmelere karşı duyarlı olmaları gerekir. Bu duyarlık kültür birikimi ile çağdaş gelişimin sentezi olarak bilinç aşamasına varmalıdır. Bundan başka, tulûat sanatçısı, tekniğini, içinde yaşadığı halkın özelliklerini gözden yitirmeden ve çağdaş oyunculuk yöntemlerini bir kenara itmeden ortaya çıkartmalıdır. Ayrıca, tulûat sahnesinin bir çadır tiyatrosu olmadığını, tulûat tiyatrosunun da kendine özgü sanatsal kuralları ve bütünlüğü olduğunu sanatçı dikkatinden kaçırmamalıdır. Eğer tulûat tiyatrosunun ciddiyetine inanıyorsak, bu işin ciddilikle yapılması ve topluma yararlı olabilecek niteliklerin elde edilmesi gerekir. Artık teneke yuvarlayıp göz süzmekle tulûat olmuyor. ‘Boş vermişim dünyaya,’ düşüncesinde yatan yozlaşma, kaçış ve karamsarlık, tiyatro gibi büyük etkinliği olan yaşam sanatında görülmemelidir; çünkü boşvermişliğin ne yanından bakarsak bakalım, zavallılığı ve çaresizliği içinde insanoğluna hiçbir yararı yoktur; üstelik insanları manen uyuşturduğundan, onları farkında olmadan öldürdüğünden bir toplum için de tehlikeli bir zehirdir.

TİYATROHANE DOĞAÇLAMA TİYATRO - 1 (6).jpg

Yolda Yürümek- Öğr. Gör. Erdem Erem

-“Erdem hocam nasıl başladınız bu dramaya?” sorusunun cevabını, önceden “Bunu bir mektupla yazmaya ne dersin?” diyen canım hocam Burcu Akhun’a yazdığım bir mektupta buldum. Sene 2002’ydi ve dramaya başlayalı üç sene olmuştu bu satırları yazarken… Bugün o zamanki Erdem’in dilinden, noktasına virgülüne dokunmadan çok özel bir mektubumu sizinle paylaşmak istedim…

yaratıcı drama erdem erem

YOLDA   YÜRÜMEK

      Adam yolda yürüyordu. Elindeki kitaba umut dolu baktı ve “Ne çok şey var sende okunacak.” diye içinden geçirdi. İçindeki mutluluk muydu yoksa heyecanın ta kendisi mi, bilmiyordu. Elindeki kitaba tekrar baktı ve daha da hızlı yürümeye başladı. Yürüdükçe yol genişliyor, yollar caddelere, sokaklara ayrılıyordu. Yürüdükçe hızlanıyor hızlandıkça elindeki kitap kalınlaşıyor ve yollar birbiri ardına eklenip çoğalıyordu. Hızlandı, hızlandı, hızlandı... Bir anda çivi gibi olduğu yere çakıldı kaldı. Önceki yolları kolaylıkla geçmişti fakat hala istediği yolu bulamamıştı. İşte karşısında bir sokak vardı “Yok yok.” dedi, besbelli bu da öncekiler gibiydi ve yolda yürümeye devam etti. Sokağa girdi. Yürüdüğü kaldırımlar sanki değişmeye başlamıştı. Peki ya kitap? O da gittikçe değişiyordu. Sanki ayağının altındaki kaldırımlar, binalar, evler, insanlar, kediler, çöp kutuları, yalnız başına yanan sokak lambaları, gece bekçisinin düdüğü... Bu sokakta ne vardı? Yürüdükçe ışığa, kendine, insanlara yaklaşıyordu sanki. Yürüdü, yürüdü, yürüdü... Artık bu yol onun doğası, kanı, canı, kitabı yani yaşamı olup çıkmıştı. Şöyle bir baktı geçtiği yollara ne kadar da dolu zannedip boş yaşamıştı bazı şeyleri ama kitabının hiçbir sayfasından utanmamış pişmanlık duymamıştı. Bu sokak artık onun yuvasıydı ve yaşam kitabının sayfaları artık bu sokakta yazılacaktı...

      İşte böyledir yaşam serüveni. Bir amaç edinip ona bağlanma süreci… Belki değişen insanlardır, sokaklardır veya kimsenin aldırış etmediği diğer insanın doğasıdır ama yaşananlarda baş rol oyuncuları değişse de değişmeyen tek şeyin değişim olduğu konusuna takılır bu hikayenin görünmeyen noktaları, satır araları...

      Benim de böyleydi dramaya başlayışım. Hacettepe’de Ayşegül Calepoğlu hocamın verdiği bir ödev arkasından A.Ü. Yaratıcı Drama Topluluğu, sonrasında İnci, Ebru, Tülay, Ömer, Ali, Ayşe Çakır, Ayşe hocalarım*. Tanışılan birçok kişi, yaşanan anlar, hepsi önemli tekrarlanamaz yaşamlar... Hayatımda neleri değiştirdi sorusuna gelecek olursak neleri değiştirmedi ki? En başta yaşamımı olduğu gibi değiştirdi. Yaşamın yeni bir sokağıydı ama belki de en uzun kalmak istediğim ve kalacağım sokaktı. Benim ben olmamı sağladı diyebilirim. Yaşadığım çevre ve insanlara karşı hareketlerim değişti. Hedefimi tam olarak belirledim ve bu doğrultuda ilerlemeye çalışıyorum.

      Çoğu zaman dendiği gibi “Sahne hayatın provasıdır.” demiyorum . Hayatın tam içinde hem de tam ortasında yer alan drama “Hayatın kurgusallıkta oluşturulan gerçek bir provasıdır.” Unutmayalım ki biz ne kadar oynarsak o kadar hayata bağlı ve hayatı o kadar iyi tahlil eder hale  geliyoruz.

*İnci San, Tamer Levent, Ömer Adıgüzel, Tülay Üstündağ, Ali Öztürk,Ayşe Çakır İlhan, Ayşe Okvuran, Ebru Turan Varol, Naci Aslan… (titrlerinden öte insanlar ki canım hocam Tülay Üstündağ’ın dediği gibi “ön ekler, sıfatlar geçicidir isim bakidir”)

2002 - ERDEM EREM